Yılmaz Tümözen ile Ürün ve Marka Değerini Yükseltmede Müzik ve Jingle’ın Gücü

  • Tarih: 9 Mart 2019 Cumartesi
  • Mekan: Suadiye
  • Süre: 14:00 - 17:00
  • Katılım Bedeli: 450 TL + KDV

Hem sinema, hem televizyon hem de dijital gösterim ortamlarının yaygınlaşması ile birlikte, reklam verenlerin farklı mecralar aracılığıyla hedef kitlelerine ulaşmasında reklam filmleri önemli bir role sahip olmuştur. Reklam filminin başarısı için yapımdaki her bir aşamanın dikkatli bir biçimde planlanması ve gerçekleştirilmesi gereklidir.
Dünyanın ilk reklam filmi ABD’de, 6 Kasım 1941 yılında yayınlanmıştır. New York’ta kurulmuş olan bir saat ve mücevher şirketi olan Bulavo tarafından verilen bu reklam, NBC kanalında yayınlanmıştır.Türkiye’nin ilk reklam filmi ise 1972 yılında Meysu tarafından, TRT Ankara televizyonunda yayınlanmıştır.Reklamda herkes birbirine “Türkiye’de ne içilir” diye sorar. Tabi ki Meysu…

Müziğin, reklam filminde kullanımına dair ilk örnek olarak kabul edilen çalışma ise bir otomobil firmasına aittir. Johnny Mark’ın “My Merry Oldsmobile” müziği, o dönemde otomobil marşı olarak kabul görmüştür. 1941 yılında Pepsi-Cola “Hits the Spot”, radyolarda çalınan ilk reklam müziği olmuştur. Reklamlarda söz ve müziğin, yani şarkının yerli kullanımına en iyi örnek; Eti’nin “Bisküvi denince akla hemen onun adı gelir”, Ülker’in ise “Akşama babacığım unutma Ülker getir” reklam müzikleri gösterilebilir.
Müziğin tüketicilerin kararına olan etkisi tartışılmayacak bir gerçektir.Bunun en güzel örneği Fransa’da yapılan bir deney sonucunda yaşanmıştır.Fransız ve Alman şaraplarının satıldığı bir markette, Fransız müziklerinin çalındığı günlerde satışların %77’sinin Fransız şarapları olduğu ve Alman müziklerinin çalındığı günlerde ise %73’ünün Alman şarapları olduğu ortaya çıkmıştır. Deneyin en ilginç yanı ise müşterilerin, markette çalınan müzik ile ilgili en ufak fikirlerinin olmamasıdır.u örnekten de anlaşılacağı üzere pazarlama iletişiminde sesin ve müziğin etkisini kullanmak, marka imajı üzerinde eşsiz bir etkiye sahip olmaktadır.

Pazarlama literatüründen bakıldığında ise reklamın beş fonksiyonundan bahsedilmektedir. Bunlar: Bilgilendirme, ikna etme, hatırlama, ilave etme, ve desteklemedir. Bu aşamaların her bir aşamasında müzik farklı amaçlarla kullanılmaktadır . Müzik, tüketicinin ürünün farkına varmasını ve marka imajı yaratılmasını sağlamaktadır. Dahası müzik, reklamlarda ürün ve hizmet reklamlarında tüketicinin ikna edilmesinde büyük önem taşımaktadırr. Müzik, reklamlarda yalnızca fonda yer alan bir melodi ya da şarkıdan daha önemli görevler üstlenmektedir. İyi hazırlanan bir reklam müziği, davranışların ürün lehine şekillenmesinde ve izleyici üzerinde güçlü etkiler oluşturulmasında yardımcı olmaktadır. Bu nedenle ürünle müzik bir arada verilmektedir.

Bir reklamın müziği, reklamdaki görsel öğeler kadar etkiye sahiptir. Reklamdaki görsel öğelerle birleşen müzik, reklamdaki hikayenin veya mesajın duygusunu izleyiciye aktarır. Müzik, görsel her şeyle duygusal bir bağlantı kurulmasını sağlar. Reklamda kullanılacak olan müziğin doğru seçilmesi , görsel öğelerin değerini artırmakla kalmaz, ürünü de bir şekilde daha anlamlı hale getirilmesini sağlar. Reklamın içeriğiyle veya marka imajıyla uyuşmayan bir müzik, tüketicileri olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin,, hızlı akan bir senaryo veya videoya ağır ritimli bir müzik koyulması durumunda yaşanan uyumsuzluk izleyenlerin hoşuna gitmeyecektir. Bununla birlikte, normal bir reklama çok enerjik ve hareketli bir müzik koymak, o markanın daha heyecan verici, cesur ve enerjik algılanmasına sebep olabilecektir.

Ses ve müziğin reklamlarda kullanılması, televizyon reklamlarında reklam ve müzik ilişkisi, müziğin reklamlardaki gelişimi, reklamlarda müziğin kullanılma nedenleri ve reklama olan katkısı, reklamda kullanılacak olan müziğin seçilmesinde dikkat edilmesi gereken unsurlar ve reklam müziğinin yapım aşamaları konusunda merak edilen konuları besteci,aranjör ve aynı zamanda orkestra şefi olan Yılmaz Tümözen’in anlatımının yer alacağı seminerlerimize katılarak öğrenebilir, ’tüketicinin ürününüzün farkına varmasını sağlayacağınız reklamınızın öne çıkmasını ve güçlü bir marka imajı yaratmayı sağlayabilirsiniz

Böylesine reklam doygunluğunun yaşandığı bir dünyada, markanızın sesini nasıl yükseltebilirsiniz? Tüketicilerin reklama karşı beyinlerinde oluşturdukları bariyerleri nasıl aşabilirsiniz? Tüketicilerin ürününüzün farkına varmasını nasıl sağlayabilirsiniz? Güçlü bir marka imajını nasıl yaratabilirsiniz? Ürün reklamınızı nasıl öne çıkarabilirsiniz? Ürününüzün ya da markanızın diğer marka ve ürünler arasındaki farkını tüketiciye nasıl anlatırsınız? Ürününüzü veya markanızın tüketicilerin hafızasında kalmasını ve devamlılığını nasıl sağlarsınız?

Tüm bu soruların cevabı : Müziğin gücüyle , yani iyi bir reklam ‘’jingle‘’ ı tasarlayarak…
Peki etkili bir reklam Jingle’ı nasıl olmalıdır? Reklam Jingle yapım aşamaları nelerdir?

Konuşmacı Biyografisi

Yılmaz Tümözen

Ankara Devlet Konservatuarı Vurmalı Çalgılar Bölümü’nden 1988 yılında mezun olan Yılmaz Tümözen, aynı yıl Akdeniz Gençlik Orkestrası ile birlikte Fransa’ya giderek Prof. Sylvio Gualdo yönetiminde, Bella Bartok’un “İki Piyano ve Percussion İçin” sonatını icra etmiş ve Michel Tabachnick yönetimindeki orkestra ile İspanya turnesine katılmıştır.
Türkiye’ye dönüşünde Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrasında sanatçı olarak göreve başlayan Yımaz Tümözen, Papa II. Jean Paul’un daveti üzerine, Kültür Bakanlığı ve Devlet Opera ve Balesi tarafından düzenlenen turneye katılarak Vatikan’da “Yunus Emre” Orotoryosu’nun seslendirilmesinde orkestra sanatçısı olarak görev almıştır.

Müziğin kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden Yılmaz Tümözen, müzik kariyerine çok küçük yaşta babaannesinin tencere kapaklarını davul olarak çalmakla başladığını ifade ediyor. İlkokul öğretmeni Emine Önal’ın başarılı bir vurma çalgılar sanatçısı olmasındaki emeğinin büyük olduğunu belirten sanatçı, 30 yıllık sanat hayatına çok sayıda ödüller, besteler, başarılı konserler sığdırmıştır.

1994 yılında Show TV tarafından düzenlenen Pop-Show şarkı yarışmasına besteci ve söz yazarı olarak katılan Yılmaz Tümözen, 1995 Pop-Show, 1996 Kuşadası Altın Güvercin, 1996 Yapı ve kredi Bankası Genç Pop, 1997 Kuşadası Altın Güvercin yarışmalarına besteci olarak katılmış olup; 1999 yılında Londra da düzenlenen beste yarışmasında birincilik ödülü almıştır.

2001 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrasında çalışmaya başlayan Yılmaz Tümözen, 2007 yılında Çek Cumhuriyetinde düzenlenen “Orchestra Conducted Competatıon” yarışmasında 2.lik ödülü ve Presidency Municipality Of Prgue özel ödülünü almıştır.2002-2011 yılları arasında Murat Göğebakan’ın orkestrasında yer alarak yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda konserlere katılmıştır.

Drektörlüğünü Gülden Çakır’ın yaptığı “The Run (Düz Koşu)” kısa filminin müziklerini yapan Yılmaz Tümözen’in çok sayıda ünlü firmanın tanıtım müziklerini ve reklam jınglelerini yapmıştır. Halen İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra Sanatçısı olarak görev yapmakta olan Yılmaz Tümözen Aslı Tümözen’le birlikte 2014 yılında Chakra Orkestrası’nı kurmuş tur. Beste ve aranjesi i Yılmaz Tümözen, sözleri ise Aslı Tümözen imzasını taşıyan “Şımarık” albümü ise Chakra Orkestrası etiketiyle Ekim ayı içinde tüm dijital platformlarda ve 240 ülkede satışa sunulmuştur.

  • Programımız 14:00 - 17:00 saatleri arasında sürecek olup, katılım kişi bedeli 450 TL + KDV’dir.

  • Seminer kayıt kontenjan yoğunluğuna bağlı, Suadiye Merkezimizde ya da Suadiye Otel Toplantı salonlarında gerçekleşecektir.

  • Kayıt için kayıt formu doldurulması ve formda yer alan banka hesap numaralarına ödemenin yapılması gerekmektedir.

  • Kayıtlar form ve ödeme önceliği dikkate alınarak kontenjanlandırılacaktır.